YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

İncir

Atilla Dağıstanlı

BUGÜN 1 MAYIS

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Semra Şener

NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR DEMEYİN.

BAYRAMLAR ESKİMEDİ, ONLARI BİZ ESKİTTİK

Hepimiz bayramlar yaklaşırken dert yanarız birbirimize. Nerede o eski bayramlar diye. Bayramlar eskimedi ki onları biz eskittik. Eskiden çoğunlukla annelerimiz çalışmazdı. Onlar evimizin demirbaşıydılar. Neredeyse günün 24 saatini evine yuvasına adayan fedakârlardı. Tertemiz evler, tertemiz çamaşırlar, sofrada 3-5 çeşit en lezizinden yemek. Çamaşırlarımız düzenli yıkanır, misler gibi en sağlıklısından açık havada kurutulur, ütüsü kolası yordamınca yapılırdı. İftar sofrası saatinde hep hazırdı. Ne bir dakika geç, ne de erken. Bayram alışverişi anne babayla çıkılan en keyifli alışverişti. Bayramdan bir hafta önce bayram temizliği telaşı alırdı evi. Kapılar, camlar, halılar, koltuklar yerler pırıl pırıl hazırlanırdı bayram için. Bayram şekerleri çikolataları alınır, bayram için misafirlere ikram edilecek tatlıları kadayıfından baklavasına, kalbura bastısından revanisine evde o hamarat annelerin ellerinden çıkardı. Arefeden bir gün önce anneanneler babaanneler nerede yaşıyorsa o diyarlara yolculuklar başlardı. Genelde trenle.

   

Ben çok şanslı bir çocukluk geçirdiğimi düşünüyorum. Çünkü bizim evde bayram demek köy demekti. Anneannem, babaannem, dedem, teyzelerim, dayılarım amcalarım, halalarım ve güzel köyüm demekti. Otobüs beni tuttuğu için genelde trenle giderdik. Bazen de mecburen otobüsle. Memlekete varana kadar içi dışına çıkan bir çocuk huzursuzluğunda olsa da yolculuklarım olsun yine de çok sevinirdim gittiğimiz için. Şikayet etmezdim.

   

Dinar otogarına yada istasyonuna varınca babam bir taksi tutar köye çıkardık. Mis gibi çam ormanlarının içerisindeki toprak yolu tozuta tozuta. Yollar asfalt olmadığı için taksilerin içinin çok tozlu olduğunu hatırımda kalan tek şey. Yol biter köyün ilk evi görününce için pır pır ederdi. Anneannemi, babaannemi dedelerimi akrabalarımı göreceğim diye.

Rahmetli anne dedem upuzun boyu ve masmavi gözleriyle hep aklımda. Torunlarını gözlerinden öpen köyün hocası Mehmet dedem. Bizi görünce heyecandan eli ayağı karışan ve her defasında hem karşılarken hem uğurlarken ağlayan anneannem Zeliha. Nam-ı diğer Zeliş İnge. Babaannem Fatma ve varlığıyla çocuklarını ve torunlarını hep gururlandıran istiklal Savaşı gazisi Hüseyin dedem. Madalyası baş köşede gurur tablosu ailemiz için. Savaşta komutanı “Karşı cephede savaşan Türk askerlerine kim 2 kova su götürecek, susuz kalmışlar” dediğinde uçuşan mermilere aldırmadan gönüllü olan, vardığında iki kovada da suların mermilerden korunmak için yaptığı manevralarda azalan ama yine de suyu askerciklere yetiştiren benim Hüseyin dedem. “Bana yıllarca yaptığım askerlikte devletin potini nasip olmadı, bizim botumuz çarıktı oğul” diyerek başladığı İstiklal Savaşı anılarını, gözünde yaşı, göğsünde çok büyük bir gururla anlatan gözümüzün nuru. Vurulup tedaviye giderken öküz arabasında su su diyerek inleyen… ama vurulduğu için yasak olduğundan bir yudum dahi içemeyen. Radyoda Türk Silahlı Kuvvetleri saati başladığında oturduğu yerden saygı duruşu için 80 küsür yaşına rağmen fırlayıp esas duruşta bekleyen. Atatürk dendiğinde Kemal Paşasını anlata anlata bitiremeyen Atatürk’ün silah arkadaşı benim gazi dedem. Nurlar içinde yat emi…

Bayramdan bayrama gördükleri torunlarını yerlere göklere sığdıramayan benim güzel ailem. Birini diğerinden ayıramadığım amcalarım, teyzelerim, halalarım ve dayılarım. Köyün ilk okuyup köyden dışarı çıkanlarından babam ve ardından onun yolundan devam eden dayılarım. Büyük dayım Nazilli Milli Eğitim Şube Müdür yardımcılığı yaptı yıllarca. Sonrasında emekli oldu. Yamalak da bir dönem belediye başkanlığı dahi yaptı.  Küçük dayım halen Nazilli’de öğretmenlik yapıyor. Babam Öğretmen okulu mezunu. Mesleğini sonrasında yapmasa da hayatımızın her daim en büyük öğretmeni oldu.

Diğer çocukları yanlarında köyde olan anneannem, annem ve dayılarım gelince bir başka şenlenirdi bayramlarda. Aynı şey baba tarafımda da geçerli. Ailenin tek köy dışında olanı. Mesut gelmiş deyince bütün yeğenleri dayı amca diye yanından ayrılmazlar. Benim babam çok güzel saz çalar. Ama yıllardır. Eskiden elektrik çok sık kesilirdi. Babam alırdı sazı eline ben başlardım türkülere. Baba kız çok güzel anılarımız var o yüzden. Köyde de yeğenlerine hem çalar hem söylerdi. O yüzden onu çok severler yanından hiç ayrılmazlardı.

-devam edecek-

17.06.2017
Bu yazı 232 defa okundu.

Diğer Yazıları