YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BU ÇOCUKLAR DENEME TAHTASI MI?

Mehmet ÖZÇAKIR

AYDIN’DA IZ BIRAKANLAR

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Atilla Dağıstanlı

BUGÜN 1 MAYIS

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

BUGÜN 1 MAYIS

1 Mayıs İşçi Sınıfının Bayramı.

Emeğin,sermayenin bilinçli sömürüsüne karşı kazandığı ilk zaferi..

Ve ne yazık ki zaman içinde  sermayenin kurnazca sulandırarak sınıfsal özünü şekilciliğe dönüştürdüğü bir zamanların devrimci gücü.

ABD’de,1886 yılında 8 saatlik  çalışma süresi için mücadele eden işçilerden   Albert Persons,Adolph Fıscher,George Engel ve  August Spies emekçilere önderlik ettikleri için yargılandıkları mahkeme tarafından idama mahkum edildiler.

İdama mahkum edilen işçilerden Albert Persons’a özür dilemesi  karşılığında affedileceği teklif edilmesine karşın ;’Bütün dünya biliyor suçsuz olduğumu. Eğer asılırsam,cani olduğumdan değil,emekçi olduğumdan asılacağım.’ Diyerek emeğin  sınıfsal mücadelesinin meşalesini yakmış oldu.

1 Mayıs Türkiye’de ilk kez Osmanlı döneminde 1905 yılında İzmir’de kutlandı.

1 Mayıs İşçi Bayramı çoğu ülkede olduğu gibi Türkiye’de de uzun ve sürekli mücadeleler sonunda kutlandı.

Sermaye sınıfı emekçi sınıfı kendi çıkarları için yöneterek çalıştırmak için çocuk,kadın,yaşlı demeden hiçbir sosyal güvence vermeden  neredeyse gece gündüz, insanlık adına utanç duymadan çalıştırmaktan geri durmadı.

İşçi sınıfı bilinçlenip güçlendikçe, sermaye sınıfı da kendi egemenliğini korumak adına yeni yeni stratejiler geliştirdi.

Emekçilerin sınıfsal mücadelelerini başarısız kılmak, kendi çıkarları doğrultusunda yönetmek için emperyalizmin yöntemlerini  kullanarak işyerlerinde  sarı sendikalar kurdurtarak işçileri  böl-parçala-yönet  yöntemleriyle  zayıflattı.

Sözüm ona kendilerini milliyetçi diye tanımlayarak ortaya çıkan bazı sendika ağaları da milliyetçilik maskesi altında emekçileri sınıfsal mücadeleden uzak tutmayı başardılar ve geldik bu güne.

Günümüzde sendikalara baktığımızda çoğu tabela durumunda, sınıfsal mücadele adına yapılan bir eylem ya da çalışma görünmüyor.

Eskiden sendikalar üyelerini eğitmek için eğitimler,  seminerler ve etkinlikler düzenlerlerdi. Şimdilerde bu tür sendikal çalışmalar yapılıyor mu yapılmıyor mu belli bile değil.

Zaten siyasal iktidarın kendine yakın sendikaları destekleyip, güçlendirerek, gerçek sendikalara baskı uygulayarak pasifize ettiğini de hesaba katarsak Türkiye’de işçi sınıfının içinde bulunduğu kıskacın nedeni anlaşılacaktır.

01.05.2017
Bu yazı 1151 defa okundu.

Diğer Yazıları